21 May Yaşama nasıl bakıyorsunuz? Qigong’a nasıl bakıyorsunuz? Beden ve ruhunuza nasıl bakıyorsunuz?
Yaşama nasıl bakıyorsunuz? Qigong’a nasıl bakıyorsunuz? Beden ve ruhunuza nasıl bakıyorsunuz?
Qigong sizin için bir egzersiz ise, yapmayı bırakın. Beden ve ruh bir değil ise kavramaya çalışmayı bırakın. Yaşam, nefes, idrak birlikte size anlamsız geliyorsa aydınlanma kelimesini kullanmayı bırakın.
Duyularınızı ne için kullanırsınız? Görmek için gözlerimizi, ellerimizi hissetmek, kulaklarımızı duymak, burunlarımızı koklamak, ağzımızı tatmak ve aklımızı düşünmek için kullanmak bizi çok gelişmiş bireyler yapar. Ancak, görünmeyen çok daha fazlası var. Sık sık gitmemize izin verdiğimizde, anlamaya çalıştığımızda çok daha derine inebiliriz.
Bir dağın eteklerinde dolaştığınızı hayal edin. Halatınızı dağın tepesindeki bir kayaya bağladınız. Düz baş aşağı giderseniz, bu halat ayaklarınız yere güvenli bir şekilde temas edene kadar sizi destekleyecektir. Verilen yolu izleseydiniz kaçırdığınız güzel bir manzarayla karşılaşabilirsiniz. Ayrıca, bir kez geçtikten sonra sizi daha güçlü bir tırmanıcı yapan denemeler ve sıkıntılar (keskin kayalar veya kararsız zemin) yaşayabilirsiniz.
Gördüğünüz gibi, hayat tamamen seçilen yol ve yoldan sapmakla ilgilidir. Bildiğiniz ve somut olarak deneyimleyebileceğiniz şeylere sadık kalırsanız, çok geride kalabilirsiniz. Son deneyimlerinizi hatırlayın. Ormanın ortasından hızlı bir yol izlediniz mi, yoksa çevrenin etrafına dolanıp yolculuğun tadını çıkardınız mı? Sık sık hızlı ve dar yolları seçeriz çünkü zihinlerimiz, hayatlarımız çok karmaşıktır. Ama en büyük hazineleri bu deneyimlerle kazanabiliriz.
Öyleyse nasıl ileri gidebiliriz? Görünmeyenleri nasıl görebiliriz?
Düşünceleri bırakarak başlarız. Bu boşvermişlik, akılsızca hareketler demek değil. Düşünceleri bırakmak sizi engelleyen zihnin ortaya çıkardığı boş gevezeliği kenara koymaktır. Küçük şeyleri deneyimlemek için zaman ayırmıyoruz mesela. Çoğu zaman en çok neşeyi getiren kendimizde ve birbirimizde doğuştan gelen güzelliği göremiyoruz. Neden?
Hayatı, gözlerimiz açık yürüdüğümüzde, kalplerimiz önden, farklı bir şekilde görmeyi, duymayı, hissetmeyi, koklamayı, tatmayı ve dokunmayı öğrenir. Önümüzdeki yolun bulmacanın sadece küçük bir parçası olduğunu öğreniyoruz. Sezgisel ruhlarımız devreye girmeye başlıyor ve her zaman kontrol altında olmamız gerekmediğinin farkına varıyoruz. Bu yolu yürümek muazzam bir ileri görüş ve inanç gerektirir.
Eski Çinli filozof Lao Tzu “Olduğum şeyi bıraktığımda, olabileceğim şey haline geliyorum” diyerek anlatmıştır bu durumu.
Bu yüzden bir deneyin ve bırakın. Endişelerinizi ve beklentilerinizi bırakın. İstediğiniz her şey olabilmeniz için özgür olmanıza izin verin.
Çünkü herşey olması gerektiği gibi oluyor. Ne bir eksik ne bir fazla.
Şifa Sanatları